arçil olmak

(sabah sabah aklıma aniden gelen isim, arçil...)

arçil belki hayatından memnundu, abisi nereye gitse onu da yakınına alma şartı koşuyordu, belki de çoğu zaman çok fazla çalışmadan geldiği nokta onun için yeterliydi, ama sorarım size; arçil olmak nasıl birşey hiç düşündünüz mü? ben geçenlerde düşündüm, çok da hoş olmasa gerek. "elin gürcüsüne bu hayat yeter de artar bile" diyenler için soruyorum, elinde avucunda tek bir yaşamı olan, ve o yaşamı boyunca "şotanın kardeşi" olmaktan ileri gidemeyen, ya da ne yapsa bunu aşamayacak olan bir arçilin dramı nasıldır, ne acıdır...

izlediğim kadarıyla (ki pek de hatırlamıyorum, izlenim olarak biraz) çok da kötü topçu değildi arçil, ama şanssızdı, yükselen kardeşinin yanında ezilmeye mecburdu, çaresizdi.

arçil olmak kolay değil, allah sabır versin tüm arçillere.

bu arada arçil ne demek be? arçil. arçil. peeh isme bak

zlatan ibrahimoviç



ajaxdayken izleyemedim, ama juventus yıllarını hatırlıyorum, yetenekli ama şanssızdı. interde kendini buldu ve ibrahimoviç oldu, hoş, hala potansiyelinin tamamına ulaşabilmiş değil bence. o zaman işte korkunç performanslar görebileceğiz

vay anasını neler dönmüş serhat ya


son dakika transferlerini açıklıyorum hemen, ortalık karıştı. transfer döneminin en çok konuşulan isimlerinden berbatov manchester united' da. ilginçtir, real madrid daha fazla para verdi diye duymuştum ben oysa ki. manchester için müthiş transfer tabii ki, tevez' e ronaldo düzeldikten sonra kulübe yolu görünecek, ya da united o meşhur sisteminden vazgeçecek.

peki buna ne demeli, robinho manchester city' de. zaten güçsüz, istikrarsız ve ağlağın kralıydın robinho, "realde kalmam" açıklamandan sonra citye gitmenle beraber bir de şu eklendi özelliklerine: gerizekalı

şampiyonlar ligi 08-09


foto cankuş blog dimassimotalento dan. galatasarayın ön elemede elenmesi baros sevincini bitirdi, fenerbahçe tek tabanca şampiyonlar liginde. her ne kadar bu sene büyük takımlar katılsa da uefa kupası ilgi çekmeyen, renksiz ve heyecansız geliyor, şampiyonlar liginin yanında. üzüntüm büyük

neyse, gruplara gelelim. fenerbahçenin grubu kolay gözüküyor, 2. olarak gruptan çıkacaktır yine bence. arsenal grubun favorisi tabii ki. diğer tahminlerim şöyle; a grubu: chelsea-roma, b grubu: inter-werder bremen, c grubu: barcelona-shaktar, d grubu: atletico-liverpool, e grubu: manchester united-villareal, f grubu: bayern-fiorentina, h grubu: real madrid-juventus

kupayı real madrid alır diyesim var, ama chelsea kenardan bastırıyor, inter ise morinyomuz yeter diyor. karasızım. gönül ister ki juventus alsın, ama imkansız gibi.

fener ise gruptan çıktığı gibi elenir diyorum, karşısına kim gelirse gelsin. josicolarla falan olmaz bu iş, ne yazık ki

dünya "takoz recep' in malmö' de kendi kalesine attığı golü" anma günü


bay okhanla bugünü dünya "takoz recep' in malmö maçında kendi kalesine attığı golü" anma günü ilan ettik. golü bir daha izleyelim ve kabul edelim; nice van bastenler, maradonalar, bergkamplar geçti bu alemden, şu golü hangisi attı?

harry kewell

sadece 23 dakika oyundaydı, ama kralına değil alayına giderini yaptı. yakışır

deivid de souza

ilk bay okhan blogunda yazmış, fenerbahçede deivid sakatlanmış, ilk yarıyı kapatmış. bu haber üzerine bir deivid tartışması yaşadık bay okhanla, birbirimize girdik, masaları dağıttık. deividin fenerbahçe için çok yararlı bir futbolcu olduğunu ısrarla belirtti bay okhan, diğer fenerbahçeli bazı arkadaşlarım massimo gibi, bay mahmut gibi. ben ise şöyle düşünüyorum deivid için, deivid 29 yaşında, bu sezon çok başarılı oynadı, şampiyonlar liginde piyasasını, vitrinini de yaptı. fenerbahçe gibi büyümeyi ve şampiyonlar liginde finali hedefleyen bir kulüp için doğru futbolcu mudur deivid peki? bence değil

deivid tekniğine, etkili şutlarına ve bu sezon göstermeye başladığı oyun zekasına rağmen şöyle eksilere de sahip bir oyuncudur; öncelikle 1. sınıf bir futbolcu değildir, üstelik oyun stili takım sistemi üzerinde büyük sorunlar oluşturabilmektedir. deividi bu sezon sağ açıkta izledik, fakat fenerbahçenin avrupa takımlarıyla yaptığı maçlarda da deividin sorumsuzluğu ve başı boş gezinmesi sebebiyle sağ kanadın felç olduğunu, gökhan gönülün üzerine iki kat yük bindiğine de gördük. zaten takım savunmasına yardım etmeyen bir alexin olduğu bir takımda aynı dezavanatajı oluşturacak bir adamın daha varlığı fener için artılarına rağmen doğru mudur tartılışır diyorum. bay okhan konuşmamızda "sağ açık değil forvet olarak oynayabilir" dedi bir yerde, klasik bir sağ açık olmadığına hak verdi, ki deividiin ilk sezonunu da hatırlıyoruz, forvet oynuyordu ve rezaletti.

bu tip sistem bozan, mahalle maçındaymışcasına oynayan ama maç da alabilen oyuncuların yeri modern futbolda tartışılması yeni bir olay değil, deivid de tartışılacaktır. fakat ilginç olan şeyin çoğu fenerbahçeli taraftarın deividin kritik anlardaki gollerine, uzaktan şutlarına falan kanıp onu üst düzeyde bir futbolcu olarak görmesi. tartışılmaz gerçek şu ki; deivid yapabildiklerine ve yeteneklerine göre bence bir alex değil, 2. sınıf bir futbolcudur ve aurelionun da betise gitmesinin an meselesi olduğu bir ortamda ilk 11de oynaması büyük tehlikedir. bence yaşı itibariyle en virtin yaptığı dönemde satılmalıydı, satılmadı ve şimdi de sakatlandı. geçmiş olsun diyelim, deivin yokluğunun fenerbahçeyi ilk dönemde nasıl etkileyeceğini görelim

kewell gelmiş hoşgelmiş

galatasaray kewell' ı almış, hayırlısı olsun. yıllık 1.8 m dolar gibi bir para alıcakmış. sağdan soldan değişik tepkiler aldım bu transfer için; bay okhan o para o adama verilmez, iş yapmaz dedi. talento yararlı transfer, gs ortasahası ideal oldu gibisinden konuştu. herkes bir şeyler söylüyor, biz de iki kelam edelim: kewell geçtiğimiz sezon çok az maça çıkmış, belki kazık yedi gs yine, ama gelen yine de kewell dır, bir de böyle bakalım transfere. "2000lerin takımı" diye lanse edilen leedsde yıldızı parlamış, ardından liverpoolda iyi maçlar çıkartmış, fakat talihsiz şekilde uzun süren bir sakatlık geçirmiş bir oyuncu kewell, daha çok yaşlı da değil (30 yaşında), acısıyla tatlısıyla az biraz eski kewell gibi oynarsa müthiş transfer olacaktır.

ama ben her şeye rağmen sevindim bu transfere. karizmatik çocuk da, biraz top oynarsa tribünlerin sevgilisi olur. belki de elimizde patlayacak, buda var. fakat görmeden bilemeyiz, bekleyelim görelim

galatasaray 2008-09 formaları

galatasaray 2008-09 formaları. bay ilkay link attı, aynen yapıştırıyorum. ona yazdığımı buraya da yazayım o halde; turuncu forma valencia formasını anımsatıyor, ama bence çok şık. beyaz olan da değişik ve güzel olmuş.
ama sezonun forma bombası da trabzondan gelmiştir, onu da belirtelim. bu ne güzel bir forma böyle? müthiş

türkiye - almanya epilogue


ne desek boş... türkiye olarak ilk defa müthiş oynadık, hatta çoğu bölümde almanları ezdik, ama bu sefer kazanamadık. tek tek sahadaki tüm futbolcular kapasitelerini zorlayan bir oyun ortaya koydular - rüştü ve hamit hariç - , daha fazla şut çeken, pozisyon üreten, sağlam oynayan bizdik. almanlar ise ağırlıklarını koyamadılar, klose ballack gibi oyuncular etkili olamadı. zaten kalemize ilk geldikleri pozisyon da gol oldu, bu da bizim yanlışımız olsun. yine de alkışlamak lazım, tebrik etmek lazım.

rüştüye de ayrı parantez açalım, 2. golde çıkmaması gerekiyordu, 3. golde ise hamle yapması. hala büyük kaleci klansmanında gösterilen rüştü daha fazlasını yapmalıydı.

yine de iz bıraktık diyorum. teşekkür ediyorum kendi adıma, turnuvayı bizim için daha da zevkli hale getirdikleri için.

türkiye - almanya prologue


ideal onbirler:

Almanya
Lehmann; Fritz, Mertesacker, Metzelder, Lahm; Schweinsteiger, Ballack, Frings, Jansen (Hitzlsperger); Podolski, Klose

Türkiye
Rüştü, Sabri, Gökhan Zan, Hakan Balta, Uğur Boral, Gökdeniz, Aurelio, Mehmet Topal, Hamit Altıntop, Kazım, Semih.

turnuva öncesi şampiyonluk favorimdi almanya, buraya kadar da beni şaşırtmadan geldiler. bireysel olarak maçı çevirebilecek oyunculardan çok sistemlerine güveniyorlar, fiziksel olarak güçlüler ve çok formda oyuncuları var. peki biz nasılız? sakatlıklarla ve cezalılarla toplamda 13 kişi çıkacağız maça, birsürü dünya futboluna göre 2. sınıf futbolcumuz, olmayan bir sistemimiz, bekten çakma bir stoperimiz vs var. fakat bunun haricinde mistik bazı güçlerle korunuyor gibiyiz, ve en önemlisi klasik türk sendromu olan "geriye düşünce moralleri bozma" olayını feci şekilde üzerimizden atmışız. şu anda durum klasik amerikan gaz filmleri senaryosundan çıkma gibi, ve eğer senaryo tutarsa mazlum, daha yeteneksiz ama inançlı olan taraf olarak bizim yenmemiz gerekiyor. ama ne yazık ki hayat o filmlere benzemiyor

kendi yorumumu şöyle belirteyim, daha hırvatistan maçını oynamadan şu düşünceye sahiptim, eğer hırvatları bir şekilde yenersek (ki imkansız olduğunu düşünüyordum) portekizi geçecek almanları yeneriz diyordum. dizilişlerinden oyuncu profillerine kadar bize uygun böylesine bir büyük takım yoktu çünkü, ve futbol rakibe göre şekillenen bir oyundu, total kapasiteye göre değil. bir görüş tabii bu, 5 yersek de çok şaşırmam, herşeye açık bir maç bu, fazla da sistemdir, şudur budur analiz yapmamak, oturup zevkini çıkarmak lazım. yarı finaldeyiz işte, dahası var mı

lukas podolski beşiktaşa gelir mi?


"Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören, Almanya ve B.Münih'in yıldızını transfer için kolları sıvadı."

habere güler misin ağlar mısın? eğer gerçekten doğrsuya;

1 - podolski turnuvanın yıldızlarından biri, gol krallığına yürüyor, beşiktaşa gelmesi olası mı?
2 - beşiktaş, yıldızlaştığı turnuva öncesi dahi alamıyacağı bir futbolcuyu isteyerek bize neden sürekli deja vu yaşatıyor? ama hep aynı şey yani
3 - peki beşiktaş "turnuva öncesi ismini bilmezdik, 2 gol atınca gündemimize girdi" türünden transfer politikalarıyla nereye kadar gidebilir?
4 - lan podolski beşiktaşa niye gelsin? ahahhahaha

neyse, bu ne ilk ne de son. beşiktaş camiasını çok seviyorum, çok eğlenceli onları takip etmek. takipteyim

haberin aslı burda

rıdvan dilmenin haykırışları


türkiye - çek cumhuriyeti maçının unutulmaz anlarından biri de rıdvan hocanın maçın son anlarındaki haykırışları olmuş. olmul diyorum çünkü atvden izledim ben maçı, canlı dinleyemedim bu olayı. ama volkanın yaptığı aptallığın rıdvan hoca gibi aklı selim adamı bile çıldırttığı düşünülürse, ne küfür yemiştir insanlardan o an düşünemiyorum bile

rıdvan hocanın haykırışları burada

türkiye - çek cumhuriyeti


güncelden kaçmaya çalışıyordum uzun zamandır blog için; malum blog bu, haber sitesi değil. ama euro 2008 yazılarını yazayım ufak ufak, okul nedeniyle maçların yarısını izleyemedim nerdeyse, takip ettikçe yazayım artık

bu nasıl maç? ne kadar garip, gazlı, inançlı, işi zora sokmayı seven ve ondan bir şekilde sıyrılmayı da başaran bir milletiz. kötü oynuyoruz, 2 gol yiyoruz, ama üstüne yarım saat içinde 3 gol de atabiliyoruz. üstelik karşımızdaki takım da avrupanın tandemi en kuvvetli ekiplerinden birisi. çok acaipiz çok

maçın yıldızı maç sonunda rıdvan dilmenin de ısrarla belirttiği gibi ardaydı. bu kadar kendinden emin oynaması, en abuk top oynayıp en sıkıştığımız zamanlarda bile insiyatifi eline alması takdire şayandı. tuncay en az zararla maçı bitirdi, üstelik çok da ktü oynamadı. nihat goller dışında yoktu, servet yine müthişti. ve volkan, volkan, volkan... sen tüm maç yediğin gollere rağmen kalende sağlam dur, çeyrek finale dakikalar kala git kollere artizlik yap. çok acaipiz çok

maçları geriden gelerek çevirmek güzel tabi, ama dengesizliğimiz burda ortaya çıkıyor işte. en berbat takımdan gol yiyebiliyoruz, en güçlü takıma da gol atabiliyoruz. bu forvetlerimizin iyiliği yada defansımızın kötülüğünden kaynaklanmıyor, bizim maç içerisinde anlık ruh değişimimizden kaynaklanıyor. en olmadık hataları yapan da biz, en atılmayacak golleri atan da biz. biraz daha stabil olmak gerekli, şu çılgın türkler gazıyla daha ne kadar ilerleriz bilemiyorum

şimdi önümüzde hırvatlar var. tam dişimize göre bir rakip bence, sistemiyle, yapısıyla, total gücüyle. bu halimizle yarı finali görürsek bence büyük başarıdır. ama en zoru gruptan çıkmaktı, bu bile birşeydir diyorum

cesc

geçen gün ben, massimo ve talento forma satan dükkana gittik. kendime müthiş bir fabregas - ispanya forması aldım. çakma fakat çok başarılı bir kopya, arkasında "fabregas" yazmasa orjinal olup olmadığı farkedilemez bile. sağ kolonda netten bulduğum bir benzeri arz- ı endam edecek bir süre. seviyorum keratayı ne yapayım

ahmet çakar -ek-


ahmet çakar fotosu ararken bir de byle bir şey buldum. hocadan inciler, inanılmaz cevaplar, müthiş aforizmalar. hastasıyız

buradan bakın

ahmet çakar


"Hayır ben de beyefendiyim ama çakalla çakal olurum. Tırnak içinde her yolu bilirim."

ahmet çakar' ı seven de çok sevmeyen de. şovmen diyenler, büyük hoca diyenler, futboldan anlamaz ama iyi hakemdir diyenler. yorum çok ahmet hoca hakkında. ben ise öncelikle şu görüşümü belirteyim; futbolu internetten öğrenip, maçları evinden izleyen, yani futbolu "bilen" adamdan farklı olarak futbolu "sezen" bir adamdır ahmet hoca, bunda da senelerce sahalarda hakemlik yapmasının, dolayısıyla da uzun süredir camiada olmasının payı büyüktür. kurallar haricinde ahkam kesecek bir durumu yoktur aslında, ama dediğim sezgileri ve tecrübesi onu çoğunlukla haklı çıkarır.

yazılarını, yorumlarını takip ettiğim bir adam ahmet hoca, spor3.com sitesinde de bir röportajı vardı, buraya ekleyeyim dedim. yukarıda alıntıladığım cümle oradan. hastasıyım kahve ağzının. bir gün bir yazı da bu konuda yazmalıyım

röportaj burada

tomas rosicky


tomas rosicky en sevdiğim futbolcuların başında gelir. dünya üzerinde bir klasik müzik sanatçısının ismi kendine lakap olarak konulmuş kaç futbolcu var ki? öyle klastır kendisi. "mozart" büyük ihtimalle uero 2008de bize karşı forma giyemeyecek, bir süredir sakat. aslında yazıyı "bir süre daha kendisini sahalarda göremiyeceğiz, sakatlığı ciddi, bla bla" diye de bitirebilirdim, ama sahalarda gördüm onu bugün. pes2008 turnuvasında çek cumhuriyetini yöneten bendenizi kırmadı, 5 gol 4 asist gibi bir istatislikle takımını şampiyonluğa taşıdı. yakışır

şampiyon

sivas - galatasaray


ilginç bir maç oldu. sivas açık oynadı, gayet de güzel oynadılar, özellikle son bölümde baskı kurdular galatasaray üzerinde. ama her pozisyonda topu mehmet yıldıza şişirmek de bir yere kadar. mehmet yıldız da nasıl bir oyuncudur, yıkılmıyor arkadaş! servet yine müthiş oynadı. galatasarayda barış hala çok kötü, song sağ bekte hatasız, ayhan müthiş liderlik yaptı, attığı gol de harikaydı. sabri ise çıldırdı! fiorentina alır artık onu. sivasta mohammed' in her duran topu büyük tehlike yarattı.

uzun uzun analiz gereksiz, yarın 345 tane spor yazarı bunu yapacak zaten. sivasın açık oynaması 5 gol getirdi kalesine. oldukça şanslı da 3 gol buldular. ama oyunlarına, efendiliklerine şapka çıkarmak gerekir. mehmet yıldız da seneye orda durmaz.

gassray heralde şampiyon